post-thumb

DEPREM SONRASI PSİKOSOSYAL DESTEK: TRAVMA, KAYIP, YAS

Saniyeler içinde yerle bir olan evlerle birlikte yıkılan hayaller; acı, öfke, şok, tarif edilmesi zor diğer tüm duygular: DEPREM

Deprem dünyada da yarattığı zelzeleyle birlikte yaşamlarımızda da zelzeleye neden olur. Depremi birebir yaşayanları, daha önce yaşamışları ve korku dolu bir şekilde haberleri izleyenleri… Evet kaçırılan nokta budur aslında. İzlenilen haberlerinde bizlerde bir travma yaşatabileceğini unutmak. Acıyı paylaşmak güzel bir duyguyken panik duygusuna ve korkuya dönüştürülmesine sebep olmak.

DEPREM SONRASI NASIL BİR SÜREÇ İZLENMELİ?

Depremi Yaşayanlar İçin”

Yaşamımızın için en önemli unsurlar olan fizyolojik ihtiyaçlar, deprem sonrası da ilk ilgilenilmesi gereken noktadır. Su, yemek, barınma uyku bozuklulukları gibi hayatımızı idame ettirebileceğimiz unsurların karşılanması gerekir. Bu ihtiyaçların karşılandığından emin olunduktan sonra ikinci aşamaya geçilir.

Deprem sonrası 3 tip insan olduğunu görülür. Yardım eden, kendi kaynakları ile kendini iyileştirebilen ve travma sonrası stres bozukluğu geliştiren. Yaşanılan olayı sürekli dile getirenler olabileceği gibi konuşmayanlar ve sessizleşenler olur. İkisi de bir travma belirtisidir. Birlik ve beraberliğin, umutlu bekleyişlerin göze çarptığı bu süreçte yardım eden tip ile birlikte 2. ve 3. tipi bulmaya çalışırız. Kendi kendini iyileştirebilen kişiler olan bu ikinci tipler kendisi için adım atmaya hazır ya da nasıl iyileşebileceğinin farkındadır. Her insanda olduğu gibi cesarete ihtiyacı vardır. Ufak yardımlar ve farkındalıklarla kolaylıkla iyileşir. Travma sonrası stres bozukluğu yaşayanlar için ise bir yola çıkılır.

Depremden en çok etkilenenler şüphesiz ki çocuklardır. Deprem çoğu çocuk için yeni bir kavramdır ne olduğunu algılayamayabilirler. Bu yüzden çocuklara öncelikle deprem kavramı anlatılmalıdır.  Bunu yaparken ise empatik ve somut bir dil kullanılmalıdır. “ Merhaba, deprem senin için yeni bir durum korkman ve ne olduğunu anlayamaman çok normal. Bu konuda yalnız değilsin ben de korkuyor ve seni anlıyorum. Gel beraber deprem nedir ve nasıl gerçekleşir bunu konuşalım.” gibi onu anladığını belirten ve çoğun hizasına gelerek yapılan bu konuşma çocuğun “Evet anlaşılıyorum, duygularımı paylaşabiliyorum” hissini yaşayabilmesini sağlar.  Depremi anlatmak da tamamen hayal gücünüze bağlı. Oyunlar eşliğinde, herhangi bir kavram kullanmadan, oyuncakları üzerinden fay hatlarının hareketlerinin neden olduğu sarsılmanın ifade edilmesi gereklidir.

Çocuk her ne olursa olsun çocuktur. Temel ihtiyaçlarından biri ise oyundur. Duygularını bu şekilde ifade edebilir, davranışlara dönüştürebilir veya bu sayede boşaltım sağlayabilir. Bu yüzden çocukların bu oyun ihtiyacının karşılanması gerekir. Deprem sonrası çocuklar için oyunlar, etkinlikler gerçekleştirildiğini görmemizin sebebi budur.

“Daha önce deprem yaşayan veya sosyal medya yoluyla haberlere şahit olanlar için”

Acılarını paylaştığını, üzüldüklerini göstermek belki de farkındalık sağlamak amacıyla deprem anını, depremzedelerin kurtuluşlarını gösteren video ve fotoğraflar paylaşıyoruz.  Ama farkına varmadan geçmişe gömülen yaraların ortaya çıkmasına neden olabiliyoruz.  Veya “Acaba biz de yaşayacak mıyız? Yaşarsak neler olabilir?”  gibi senaryolar üretebiliyor korku ve panik duyguları yaşayabiliyoruz. 

Öncelikle yapılması gereken olabildiğince bu haberlerden uzak tutmaktır. Onların güvende oldukları açıklanmalı nasıl hissettiklerini, bu korkuların neler olduğunu dile getirebilmelerini sağlanmalıdır. Hayatta her an her şeyin olabileceğini, önemli olanın güvenli ortamda olmaları olduğunu ve gerekli önlemlerin alındığını onlara aktarılmalıdır. Çocuklar için ise yukarıda bahsettiği durumlar aynı şekilde anlatılmalıdır.

v     Her iki durumda da ayaklarının yere basıyor olması oldukça önemlidir. Görüşülürken ayaklarını yere basması istenmeli ve ne hissettikleri sorulmalıdır. Ayaklarının yere sağlam bastığının söylenmesi mükemmel bir şeyken, havada hissediyorum denmesi çalışılması gereken bir durumdur. Güvende olduğunu hissetmesi açısından dikkat edilmesi gereken ilk konulardan biridir.

KAYIP VE YAS SÜRECİ

Ölümün oluş şekli yas sürecini etkilemektedir.  Deprem gibi beklenmedik, ani şekilde gerçekleşen ölümlerde yas süreci daha karmaşık olabilmekte, travma sonrası stres bozukluğu yaşanabilmektedir.  Bunlar travmatik yas olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kaybı yaşayan kişi, ölen kişiyle olan ilişkisi ve ölüm şekli yas sürecini etkileyebilmesiyle birlikte yasın beş evresi olan; inkar, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenme gibi evrelerden geçilir. Bilinenin aksine herkes bu evrelerden geçmeyebilmektedir. Kişinin duyguları sorulmaları hangi evrede olduğu tespit edilmelidir. Eğer çocuksa bu kişi, yine öncelikle yukarıda bahsettiğim şekilde deprem anlatılmalıdır.


Kayıp sonrası bedensel, ruhsal, duygusal, davranışsal ve bilişsel tepkiler gösterilebilir. Bu tepkileri iyi araştırmak yas sürecinde iyi oluşa ulaşmada olumlu katkılar sağlamaktadır. Duygularını yaşamasına izin verilmeli. ‘Hayat devam ediyor, güçlü olmalısın’ gibi söylemlerden kaçınılmalıdır. Duyguların yaşanmaması, ağlanmaması ya da ifade edilmemesi uzun süreli sorunlara yol açabilmektedir.

Sosyal destek oldukça önemlidir. Uzmanların yardımının yanı sıra aile, komşu, arkadaş gibi kişilerle iletişimin kurulması sağlanmalıdır.

Olumlu başa çıkma becerileri hatırlatılmalıdır. Bu durumu yaşamadan önce onları motive eden içsel ve dışsal motivasyonlarının neler olduğu konuşulmalı, nelerin onları daha iyi hissettirdikleri düşünülmesi sağlanmalıdır. Olumsuz başa çıkma becerilerinden kaçınması sağlanmalıdır.

Yas sürecine iyi gelen önemli noktalardan biri ise normal yaşama geri dönmektir. İşe, okula geri dönmeleri sağlanmalıdır.

Tüm bunlar ve daha fazlası yapıldığı halde halen bir iyileşme göstermiyorsa ya da depresyon, kaygı bozukluğu, intihar gibi ruhsal bozukluklar sergiliyorsa psikiyatriye sevk edilmelidir.

 

 

Emel Özcan

Emel Özcan

Psikolojik Danışman

YORUMLAR

YORUM YAP

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır. Yorumunuza yanıt verildiğinde mail ile bilgilendirileceksiniz.