post-thumb

DOG DAY AFTERNOON

Çok kısa sürmesi planlanan bir soygun, üst üste yaşadığı aksiliklerden ötürü Reality Show havasında gece yarısına kadar sürer.

Soygunun başlamasından çok geçmeden polis, birkaç kamera ve az sayıda meraklı insan bankanın etrafında sarmıştır. Soygunculardan biri olan Sonny'nin (Al Pacino) çıkıp polis ile pazarlık yapması, girişken, sempatik halleri halkın ve medyanın ilgisini çeker.

    Seyirci konumundaki meraklı insanlar içinde bulundukları kötü koşulları birinin çıkıp korkusuzca söylemesi karşısında birer destekçiye dönüşüp anti-kahramanımızdan taraf olurlar.

 

Karen Horney Psikanalizde Yeni Yollar kitabında bu durumu şöyle açıklar; 'Açıkça saldırgan ve girişken olmak cesaretini gösteren her insan ona verilen değer ne olursa olsun en azından gizli bir hayranlık uyandıracaktır.'

Aleni yapılan bir eyleme hayranlık duyulması beklenmeyen bir durum oluşundan kaynaklanıyor olabilir.

   İnsanın gizlemeye ve bastırmaya olan eğiliminden ötürü bir başkasının bir durumu hele de kabul görmeyecek bir durumu açıkça sergilemesi karşısında hayret etmesine ve beraberinde gizlide olsa bir hayranlık duymasına yol açar.

 Sorumluluğun dağılıyor oluşu kalabalığa daha kolay hüküm verdirir. Hesaplaşılacak olursa kişinin hedef göstereceği başka yüzlerce kişi vardır. İsa'nın suçsuz olduğunu bildiği ve öldürmek istemediği halde öldürülmesi hükmünü veren valinin karşıdaki tek güç büyük bir Yahudi kalabalığıydı.

Bu soygun olayının medyaya bu kadar yansımasının medyayı beslemesi bir yana, suçluların ve rehinelerin tabiatını da değiştirir. Bu durum suçluların üstünlüğünü sağlayıp cesaretlerini artırdığından emirler yağdırmaya başlarlar. Rehineler ise kameralar karşısında kendilerine çeki düzen verip kendileri ile röportaj yapıldığından memnuniyet duyarlar.


döngü dergi film

  Bunda soygunun TV Show dövmesinin etkisi bir yanına bir de rehinelerde Stockholm sendromunun yaşandığını görüyoruz, bu sendroma sebep olan şey hayatta kalma içgüdüsü olduğundan rehineler çoğu zaman Sonny ile işbirliği içinde olurlar.

Kalabalığın koruyucu etkisi altına giren Sonny daha da pervasızlaşır. Kameralar karşısında soygundan 1 yıl önce Attica hapishanesinde hükümet eli ile işlenen cinayeti protesto eder, bu durum hayran kitlesini daha da coşturur. Hükümete geçmişinin kanlı olduğunu hatırlatmış yüzlerine katil olduklarını haykırmıştır. Bu kalabalık hayran olmak için tutunacak başka dallar arayışında olduklarından içlerine ne düşse büyük ses getirir. Fan olmanın gereğidir bu gürültü.

döngü dergi

Frank Pierson'un bu filmi yazarken yaşanan soygun ile bu isyanı bağdaştırdığı görülüyor. Kötü koşullar altındaki mahkumlar, yaşam şartlarına göre benzer koşullardaki toplumu ve Sonny'nin soygunu da hapishanedeki isyanı çağrıştırır. Keza soygunun engellenişi de aynı el tarafından isyanın bastırılışı ile benzerlik gösterir.

Soygundan saatler sonra Sonny'nin bazı sırları ortaya çıkar. Biseksüel olduğunu öğrenen destekçileri bir anda ortadan kaybolur. Az sayıda homoseksüel destekçisi kalmıştır sadece. Burada da yine sağlıksız kararlardan nasıl daha sağlıksız dönüldüğüne şahit oluyoruz. Hiç kimse doğruyu ve yanlışı bilmiyor, kaldı ki bu umurlarında bile değil. Tek soru var; bizden mi? değil mi?


    Destekçiler geri kalanın da böyle düşünüyor olduğunu bildiğinden o hayranlık ve coşkudan eser kalmıyor. Daha önce gizli bir ahit ile anlaşılmış gibi bir anda aynı karar veriyorlar. Kişi başkalarının kararları doğrultusunda karar verdiğinden zayıftır bu 'zayıflığı ise güce hayranlık duymasına sebep olur' der Nietzsche. Buradaki güçten kastım Sonny değil, sadece biz öyle olduğunu görüyoruz. Aslında kişinin hayran kaldığı güç kalabalığın gücüdür. Yani asıl galebe çalan, arenada diğer gladyatörü öldüren değil büyük bir heyecanla öldürülmesini bekleyen seyirci halktır.

Sizden Gelenler

Sizden Gelenler

Sizden gelen yazıları yayınlıyoruz

YORUMLAR

YORUM YAP

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır. Yorumunuza yanıt verildiğinde mail ile bilgilendirileceksiniz.