post-thumb

TOPLUMSAL MUTLULUK ALGISI


    TDK sözlüğünde mutluluk, “Bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan duyulan kıvanç durumu, ongunluk, kut, saadet, bahtiyarlık, saadetlilik” olarak tanımlanmaktadır. Sizce mutluluk nedir ve mutluluğun yalnızca bir tanımı mı vardır? Mutlu olduğumuzda vücudumuzda ve algılarımızda neler değişir?
    Biyolojik olarak mutlu olduğumuzda salgılanan bir hormon türü olan endorfin hormonunu insan vücudunda üreten organımız beynimizdir. Endorfin hormonu, insanın hal ve hareketlerine göre salgılanma miktarı ve oranı olarak değişiklik göstermektedir. Bu vücudumuza giren besinlerle de ilintilidir.Daha çok glikozun bulunduğu, çikolata ya da muz ve çilek benzeri meyveler. Mutluluğa bir de sosyolojik açıdan bakalım. Bireylerin tek tek mutluluğu bir toplumun huzurunu inşa edebilir mi? Elbette edebilir. Parçalar birleşerek bütünü oluşturur. Çünkü aynı zamanda mutluluk denilen olgu, yani bir çeşit iyi hissetme hali kişiler arasında sirayet edebilen duygusal bir durumdur. Bir toplumda bir afet yaşanıyorsa, bunu yaşayan kimseler bundan doğrudan etkilenirken, diğer insanlar da dolaylı olarak etkilenirler. Buna, bürokrasi, ekonomi, din, adalet ve politika çerçevesinde bakabiliriz.

     Toplumda ezilenler varsa onları ezenlerde mevcuttur ve tabi ki bunlara şahit olan başka bir güruh da. İnsan, çevresinde olup bitenden mutlaka bir şekilde etkilenir. Bu etkilenme hali sonucunda, bir anlayış, bir sosyal farkındalık vuku bulur: Empati yapabilmek. Bununla alakalı atasözleri ve özdeyişler, eski çağlardan beri süregelmiştir. Örneğin: bana dokunmayan yılan bin yaşasın ya da her koyun kendi bacağından asılır gibi. Empati yapabilen bir toplum, insanlık adına muasır medeniyetler seviyesine daha kolay ulaşabilir. Bir yerde doğa ve kişiler kaynaklı, mutsuz edici olaylar yaşanıyorsa, toplumun her bir ferdi bundan etkilenir. Hüzün yeni bir hüzne gebedir.


    Mutluluk , içinde bulunulan olayın sonucuna bakmaksızın, sürreel bir iyi hissetme halidir. İnsanın ayaklarını bulutlara değdirir, gökyüzünde bir uçan balon misali kâh güneşi selamlar, kâh yıldızlarla tokalaşır ve ayla merhabalaşırsın. Kişi o an yaşadığı duygu durumunu içinde tutamaz, kabına sığamayabilir o an ruhu bedeninden taşar ve bunu daha çok hissetmek ve yaymak ister. Mutluluk paylaşılır. Paylaşıldıkça çoğaldığı söylenir. Bu kişisel olarak, paylaşıldığı kişilerce şekillenebilen bir durumdur. Ve mutluluk bulaşır, bulaşıcıdır. Tıpkı hüzün gibi. Birbirine bu kadar tezat iki kavramın, sonuçlarının yansımaları ve etkileri benzerlik gösterir. Sürekli mutlulukla dolu bir insan topluluğunda yer alan kişi bir müddet sonra uyum sağladığı o topluluğu benimser. Slow olarak akarken hayat kimbilir belki hareketli bir yaşamın özündedir artık kişi. Aynı şekilde mütebessim suratı ile gezinen kişiyi mutsuz bir çevre soldurabilir. Bu psikolojik olarak çeşitli çalışma, motivasyon deneyleri ile insanın dış etkilere maruz kalarak, ruh ve duygu dengesinin nasıl değiştiğini göstererek kanıtlanmış, çeşitli hikayeler ile desteklenmiştir. Yani mutlu olmak organlarımızdan en çok beyin ve kalp ile ilintili görünse de başkalarını duyabilen kulaklarımız da bu konuda önem arz ediyor. Kimi zaman bizi mutsuz edici şeyleri duymak istemeyiz, bir çukurda zıplayan sağır kurbağalar hikayesinde olduğu gibi.

İki tane kurbağa bir gün bir çukura düşüyor ve yukarıda ki arkadaşlarının yardım sesleriyle çukurdan çıkmaya gayret ediyorlar. Arkadaşlarının onlardan ümidi kesmeleri ve çıkamayacaksınız çukur çok derin hiç çıkma şansınız yok nidalarına maruz kalıyorlar. Aradan geçen iki günün ardından çukurdan bir kurbağa çıkabilirken, diğer kurbağa hayata veda ediyor. Çünkü sağ salim çıkan kurbağa sağır bir kurbağa.Kulağımız ile duyuyor, zihnimiz ile motive oluyoruz. Duymamak bazı anlarda mutlu olmamıza hatta hayatta olmamıza bile katkı sağlıyor. Nihayetinde zihin hayali gerçeği ayırt edemez. O kandırılabilir. Limon yediğimizi hayal edersek ağzımız sulanır. Bir yarışa katıldığımızda, günler önce ya da yarış başlamadan hemen önce yarışı kazanacağımızı hayal edersek, motive olur ve rahatlarız. Dinlediğimiz müzikler dahi ruh halimize etki eder. Metafizik filozofların başında gelen Aristo'ya göre mutluluk, tüm insanların en yüksek arzusu ve hevesidir. Mutluluğa giden yol, erdemden geçer. Başka bir deyişle, insan kendinde en yüksek değerleri var ettiği takdirde mutluluğa erişecektir. Hayatında her şey yolunda giden bir insan düşünelim. Yakın çevresinde ise bir durumdan ya da sistemden etkilenen mutsuz insanlar bulunuyor. Belki kronik bir mutsuzluğa sahip, sürekli endişe ve tedirginlik halini üzerinden çok küçük yaşlardan beri atamayan insanlar.Bu mutlu olan kişi onlar ile kendisi arasında empati kurabilir mi? Yoksa kendisinin de benzeri bir durum ya da olay yaşamış olması mı gerekir? Elbette herkesin yaşam şartları ve hayat kalitesi aynı değildir. Ancak bir toplumun belirli başlı dengeleri bulunmaktadır. Kendi benliğimiz mutlu olsa da elbette sistemi eleştireceğiz, bu bizi insan kılar. Toplumlarda dayatılan ya da dünya insanlarının tektipleştirdiği mutluluk algısı asırlar boyunca mevcuttu. Dnaları bile birbirinden çok farklı olan insanoğlunun aynı şeylerle mutlu olması tekdüze bir sistem yaratmak içindir. Herkes tarafından kabul görülmüş aynı şeyler her bir bireyi mutlu edemez. Mutluluk göreceli ve kişilere göre değişiklik gösteren öznel bir kavramdır. Kiminin spor arabası, kiminin güzel bir bisikleti, kiminin her sabah yaptığı doğa yürüyüşü, kiminin pişirmekten keyif aldığı üzümlü keki, kimini çalışmak, kimini ise bilgi mutlu eder biliyor olmak eylemi, bilmek. Yine bir başkasını bir kitap mutlu eder, seçtiği kitaplarla kendi oluşturduğu bir kütüphane ve okumak. Kısacası her nesne ve her öznenin her insanda uyandırdığı his farklı, mutluluk şekilden ziyade his meselesi hissetmek işidir. Yerli yerinde görünen biri bir diğerine göre çıplak, yersiz yurtsuz zannedilen biriyse belki çok dolu bi mutluluğa sahip. Bu tatmin olma ve kanaatkâr olma durumuna göre şekillenen bir şey. Mutluluk, ışık hüzmesi ile su damlasının birleşerek oluşturduğu renk yansıması, ayrı tonları bir arada sergileyen bir gökkuşağıdır. Kişilere yansıyan o renkler çeşit çeşittir. Herkes tarafından nesnel bir gerçekliktir. Birinin mutlu olduğunu biliriz fakat onu içerisinde mutlu eden şey bizi mutlu kılan başka bir şeyden çok farklı olabilir. İçimizde hissederiz ve dışımıza yansıtırız, bazen istemli bazen istemsizce.


     Sizi en çok mutlu edebilen işlere yönelirseniz kendinizi mutlu saydığınız an sayısı çoğalacaktır. Mutlu etmeyen ancak yapmak durumunda olduğunuz işleri keyifli hale getirirseniz kim bilir belki bir müddet sonra mutluluk vericektir. Çünkü güzel olan her olayın , mutluluk duyumsanabilecek bir yanı vardır. Sağlıklı bir toplum, mutlu bireylerden oluşur. Mutlu bireyler, huzurlu bir toplumun yapıtaşıdır. Kişiler birbirinin bir çeşit yansıması, aynası olurlar. Nihayetinde birey topluma toplum bireye dönüktür. Güneş ve ayçiçeği gibi. ☀️🌻 İnsanlar birbirileriyle vedalaşırken hep sağlıcakla kalın derler, sağlıkla kalın, sağlıklı olun diyerek temenni de bulunurlar. Çünkü sağlık herşeyden mühimdir, mutluluk da öyle. Sağlıklı kişi mutlu kişi demektir.
Mutlu kalınWink 


Şeyma Betül TAŞTAN

Sosyolog

Sizden Gelenler

Sizden Gelenler

Sizden gelen yazıları yayınlıyoruz

YORUMLAR

YORUM YAP

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır. Yorumunuza yanıt verildiğinde mail ile bilgilendirileceksiniz.