post-thumb

Vicdanları Sorgulatacak Deneyler Serisi: Altı Saatlik Cehennem

Freud'un temel içgüdüler olarak psikoloji literatürüne kazandırdığı iki temel kavram vardır: saldırganlık ve cinsellik. Hayat, bu iki içgüdü etrafında döner ve insanların onları yorumlayış biçimleriyle  de bireyin hayatı şekillenir. Marina Abramoviç'in sergilediği performans sanatı ise bu içgüdülerin uygun şekilde ortaya konmadığı taktirde ne denli yıkıcı olduklarını gözler önüne sermişti. Deneye geçmeden önce performans sanatı nedir ona bakalım.  Anlık gelişen, metne bağlı olmayan, içinde bulunulan yerden, sanatçıdan ve çevredeki insanlardan oluşan bir sanat türüdür. Metne bağlı olunmadığından ötürü genelde sanatın tamamlayıcıları çevredeki insanlar olur. Bu sanatın en iyilerinden kabul edilen Marina Abramoviç 1974 yılında onun tanınırlığını arttırırken bir yandan da hafızalardan silinmeyecek olan bir işe imza attı.
Marina, salonda bulunan insanlara şunları söyledi: "Burada 6 saat boyunca hareketsiz duracağım, bana istediğinizi yapabilirsiniz. Amacım yaptıklarınıza karşı tepkisizliğimi koruyabilmek. Karşımda bulunan masada şaraptan sigaraya, neşterden zincire her türlü eşya var, istediğinizi kullanabilirsiniz."  Elinde "Ben 6 saat boyunca burada ayakta duracağım. Bu objelerle bana istediğinizi yapabilirsiniz, olacakların hepsinden ben sorumluyum." yazan notu da sonradan gelen olursa diye tutuyordu. Eğer bir dilek hakkı olsaydı kesinlikle bu sözleri söylememiş olmayı dileyeceği aşikardı.
Başlarda gösteri çok insancıl bir şekilde ilerlemişti. Ona kek yedirenler, saçını okşayanlar ve gül verenler olmuştu. Ama derler ya "topluluğu harekete geçiren tek bir kıvılcımdır" diye. İşte tam bu söze binaen içlerinden biri çıkıp Marina'ya tokat attı. Marina'nın tepkisizliğinden ve birinin attığı tokattan cesaret bulanlar kadına daha fazla şiddet göstermeye, ona daha fazla vurmaya başladı. Ne de olsa karşılarında savunmasız bir canlı duruyordu.
Bu savunmasızlık hali de insanların içindeki şiddet eğilimini su yüzüne çıkarmış olacaktı ki içlerinden birisi Marina'yı taviz etmeye başladı. Bununla yetinmeyen bir başkası eline jileti aldı ve boynunu çizmeye başladı. Bundan güç alan bir diğeri Marina'nın boynundan akan kanları emmeye başladı. "Daha kötü ne olabilir ki" dediğinizi duyar gibiyim. Dememiş olmayı dileyeceğiniz bir şey daha oldu. Birisi masada duran dolu silahı Marina'nın eline verdi ve boynuna doğru dayadı.
Gösterinin sonlarına doğru şiddet eğilimleri gösterenlere sinirlenen bir kadın masadan aldığı mendil ile Marina'nın gözyaşlarını sildi. Onu gören bir başkası da Marina'nın üstünü giydirdi, diğeri ona sigara içirdi rahatlaması için. Bütün bunlar bittiğinde ise ona sarıldılar. Basit bir performans sanatı olarak başlayan bu gösteri insanların uygun koşullar altında şiddet eğilimlerini ne kadar açığa çıkaracağını gösteren vahşi bir deneye dönüşmüştü. 
Öncesinde sorulduğu zaman "asla" diyen insanların şartların elverişliliği ile nasıl yapabildiğine şahit olduğunuz akıl almaz bir gösteriydi. Peki bu gösteri sonlandığında seyirciler ne yapmıştı? Karşılarında yarattıkları eseri(!) gördüklerinde bir akıl tutulması yaşarcasına korkup çığlıklar atarak kaçışmaya başlamışlardı. 


Bu deneye "Rhythm-0" adı verilmişti ve Marina'nın deney sonrası söylediği şu söz akıllardan hiçbir zaman çıkmayacaktı:



Okunma Sayısı:

Furkan Sadık Öz

Furkan Sadık Öz

YORUMLAR

YORUM YAP

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır. Yorumunuza yanıt verildiğinde mail ile bilgilendirileceksiniz.