post-thumb

Bütün Çocuklar İyidir




‘Ben çocuğum. Öğrenebilirim, değişebilirim, gelişebilirim. İşte bu, en güçlü tarafım benim. Bugün en sevdiğim renk mavi. Yarın yeşil olabilir. Bugün bazı konularda bazı düşüncelerim var. Yarın bunlar değişebilir ve daha farklı düşünebilirim.’ 


Her gün, her an değişime, yeniliğe kucak açabiliyoruz, çocuğun evreni ise bunun en güzel örneği. Keşfederek, deneyerek, bir şeyleri öğrenebilirler, onlara ne hissedeceklerini, ne düşünmeleri, neyi tercih etmeleri gerektiğini göstermeyin. Takıldıkları anda, karşılarında rahatça başvurabilecekleri, danışabilecekleri birer sığınak olun. 

Günümüz ebeveynlerinin ayırt edemediği nokta da tam olarak bu, beklentileri doğrultusunda kendilerinden birer klon oluşturmayı hedefleyip, ardından bu beklentiler karşılanmayınca birer tuğla yığını gibi tek tek yıkıma seyirci kalıyorlar ve o an düşülen, kimin hatası, kim yanlış dizdi... Dikkat etmedikleri, çocuklarında da bir sorunla karşılaştıklarında durum aynen böyledir çocuğu suçlama eğiliminde olup çocuğa yönelttikleri oku hiçbir zaman kendilerine çevirmezler. Aile bireyleri için bir gerçeğe saygı gösterilmenin aksine, çok farklı yorumlar getirilmeye çok açık bir durum. Evdeki her bireyin bir hayatının var olduğu gerçekliği ne yazık ki toplulukçu kültürlerde anormal olarak görülen ve güç katmasından ziyade uzaklaştırdığını düşündürüyor, çünkü özel alan kavramına yüklenen anlamlar yine kendi kalıp yargıları ve değişmeye direnen kendi gerçekleri ile donatılmış yapıda. Hocamızın belirttiği ‘her insan kendi istek ve ihtiyaçlarının farkında olmalı’ ibaresini çocuklar kendi hayatlarına yansıtmak için direnip daha bilinçli davransalar da aile yapıları ve yüklenen roller set çekmekte. Birçok aile ortamında ifade özgürlüğüne bir kısıtlama getirilmiş vaziyettedir.


Ebeveynler çocuklarının bireyleşeme yolunda fikir ve ifade özgürlüklerine ket vurmaktadırlar. Nihan hocamızın yer verdiği ‘Ayrı bireyler olmamız, aile birliğimize zarar vermez. Tam tersine, bu birliği daha güçlü, daha sağlıklı hâle getirir. Birbirimizin farklılıklarına ne kadar saygı duyarsak o kadar “iyi aile” oluruz. Ne kadar ayrıysak o kadar iyi birleşiriz.’ bu kesitte de anlaşılacağı üzere farklılıklar, yeni fikirler gelişime, büyümeye, saygıya ışık tutmaktadır, ebeveynler ise bu gelişimi doğru bulmayıp çocuklarını korku kültürüne itmekle düşünce, özgüven, fikir hürriyetlerine set çekmektedirler. 

 

‘Eğer biri bizi eleştiriyorsa ama biz onu eleştiremiyorsak, eğer biri bize öfkeleniyorsa ama bizim ona öfkelenmemize izin verilmiyorsa, orada itaat vardır. İtaat, saygının aksine, sağlıksız bir durumdur. Saygı, karşımızdaki kişinin istediğini hissetme, istediğini sevme ve sevmeme, dilediğini düşünme ve düşünmeme hakkına saygı duymayı içerir.’ 


İfade edilemeyen, duygular, düşünceler birer yük gibidir. Ebeveynler noktasında da ne yazık ki dayatılan bir itaat eğilimi ve tek taraflı isteğe dayalı bir aktarım söz konusudur. Bundan kendini soyutlayamayıp, etkisinden kurtulamayan birçok çocuğun kendini ifade etmesine engel teşkil edip hayatının farklı evrelerinde rastladığında, afallayabileceği bir durumdur, bunun içindir ki ebeveynlerin çocuklarına yönelik baskı ve dayatmadan kendilerini soyutlamaları gerekmektedir. Her ne kadar bilinçli veyahut bilinçsiz de olsa bu durum istismara girmektedir.  

Değineceğim son noktalar arasında ise çocuklarda bulunan ‘utanç ve suçluluk’ hislerinin doğuştan gelmemesidir. İstismara uğramayan çocuklarda bir buçuk yaşına kadar herhangi bir utanç ve suçluluk duygusunun yaşanmadığı gözlemlenmiştir, istismara uğrayan çocuklarda ise aksi bir durum söz konusu olmuştur. Bu duygular ebeveynlerin farkında olmadan bir iz gibi çocuklara bıraktıkları hislerdir. Her çocuk özel ve biriciktir. Dünyaya adım attıklarında savunmasızdırlar. İçinde bulundukları ailenin yaşantısı, çocuğa yükledikleri roller, yakıştırmalar, etiketler ve dahası çocuğa aktarılır, fakat kimse çocuğa ne istediğini sormaz. Ebeveynlerin farkına varmaları gereken nokta, her çocuğun eşsiz bir kitap olduğu ve o kitabı aralamayana dek, çocukla temas etmeyene dek ön yargılar ve çelişkilerin susturamadığı bir girdaba çocuğu sürükledikleridir.  

 

‘Biri sana içindeki sesle uyumlu olmayan bir şey söylediğinde hep bunu hatırla. İçindeki sesin bir türlü kabul edemediği bir şey, doğru olamaz.’ 

Nihan Kaya 


Okunma Sayısı:

Ayşe DEMİR

Ayşe DEMİR

Bayburt üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık 3. sınıf öğrencisiyim. Araştırmayı, okumayı, seslendirmeyi yeni arayışlarda bulunmayı seviyorum. Şiir, psikoloji ve müzik en büyük ilgi alanlarım arasında yer almakta. Amatörce şarkı seslendiriyorum. Okudukça, derinleştirdikçe paylaşmayı, kağıda aktarıp insanların kalbine dokunmayı, onlarla paylaşmayı seviyorum. Konu olarak belli bir sınırlamam olmamakla beraber kalbime dokunan her konuda yazıyorum. Yazılarımı okuyup geri dönüt sağlamanız beni oldukça mutlu eder.

YORUMLAR

YORUM YAP

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır. Yorumunuza yanıt verildiğinde mail ile bilgilendirileceksiniz.