post-thumb

HAYAT DÖNGÜSÜ

 

Sanki ayrılamayacağım bir duygu var, ayrılamayacağım bir insan var. Geçmişte, şimdi, gelecekte. Ya da böylesi bir duygunun yolcuğunda mıyım? Tüm varoluşumda sürüklediğim bu duygunun. –Tezer Özlü

İnsan gelişimi anne karnına ilk düştüğü andan itibaren başlar. Bu gelişim biyolojik yönlü olduğu kadar aslında kişilik gelişimine de etki eder. Yani aslında dünyamız şekillenmeye ve bunun sonucunda kişilik gelişimimizin de ilk adımları atılmaya başlar. Ebeveynlerimizin şekillendirdiği bir ‘ben’ oluşum sürecine girilir. Kişiliğin tanımında da olduğu gibi kalıtım ve çevrenin bir ürünü olduğumuz; benliğimizin oluşumundaki önemli bileşenlerin ilk deneyimlerin etrafında geliştiği ve çocuğun gelişim dönemlerinde yaşadığı her şeyin onun kişilik gelişimi, tercihleri, davranışları üzerinde etkisi olduğu görülür.

Doğduğumuz evin, yaşadığımız çevrenin; tercihlerimize, hayatımıza etkisi.. Bu aslında bir döngü gibi görünmekte. Ne kadar değişsek, gelişsek, farklı ortamlara girsek de aslında varoluşumuzun temelinden beri yaşadıklarımızın etkisiyle davranışlar sergileriz. Şöyle ki annemizin yaşadığı çoğu duyguyu hissederiz. İlk hislerimiz anneyle gelişir ve insanlara, olaylara verdiğimiz ilk tepki, duygular ve davranışlar bu hisler etrafında şekillenir. Bilinçaltımızın yansımasıdır aslında bu. Farkına varılmayan ama hayatımızın bir şekilde kontrolünü ele alan.

Yaşamınızda verdiğiniz kararlara, davranışlarınıza, tepkilerinize, seçimlerinize şöyle bir göz attığımızda fark ederiz aslında bu döngüyü. Attığın adımlar farklı olsa da sonucun benzer olduğunu görürüz. Ya da benzer yerlerde olduğumuzu.. Dış uyarıcılar etkisinde iç dünyamızı oluşturan bir hayat sürecine gireriz.

İçselleştiririz yaşanılanları, yaşanılacakları. Fark etmeden yaparız bunu. Ama kendimizi keşfettiğimiz anda doğarız yeniden küllerimizden. Verdiğimiz tepkileri anlamlandırdığımız zaman başlar hayatımızın aslında bu döngünün etkisinden çıkabileceği hissi. Geçmişi içselleştirebildiğimiz gibi gelecekteki yaşanılacaklarında aslında değişebileceğini bir durup düşünce fark ederiz. Dan Brown’un dediği gibi “Bir ucunda geçmiş bir ucunda gelecek. Çekiştirilen bir değnek”

Geçmiş her zaman bizimledir. Beyin tanıdık nesneleri, olayları daha iyi ayırt eder. Zihnimizin sınırlı çerçevelerinde döner dururuz. Bugünümüzün ve yarınımızın bu şekilde gelişmesinin sebebi budur. Ancak insan gelişir, değişir.  Yeni, farklı deneyimler yaşar, tepkileri çeşitlenir. Geçmişimizi yorumlayıp geleceğimize adım atarız. Hep aynı döngü etrafında birleştiğimizi düşünsek de, görsek de aslında değişiriz. Benzer olaylar etrafında farklı ben oluşturur geçmişin izleriyle birlikte yeni geleceğe yöneliriz.

Geçmişten ve gelecekten özgür olmak özgürlüğü ilk defa tatmak demektir. Ve bu deneyimde kişi bütün, sağlıklı hale gelirse tüm yaralar iyileşir. Ansızın artık hiçbir yara yoktur; çok derin bir iyi olma hali içinden yükselir. Bu iyi olma hali dönüşümün başlangıcıdır. -Osho

Emel Özcan

Emel Özcan

Psikolojik Danışman

YORUMLAR

YORUM YAP

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır. Yorumunuza yanıt verildiğinde mail ile bilgilendirileceksiniz.