post-thumb

Oyun Dünyasının Paha Biçilemez Tablosu: Gris


Tarihler 13 Aralık 2018'i gösterdiğinde oyun dünyasına muhteşem bir sanat eseri de düşmüş oldu: Gris. "Oynayayım, bitsin" düşüncesiyle oynayanlar, görüntü kalitesi konusunda takıntısı olanlar ya da aksiyonseverler açısından basit denebilecek ve hiçbir kategoriye tam olarak giremeyecek bir oyun olabilir Gris. Ancak hikâyesini çözümleyebilenler ve çizimlere tutkulu insanlar için başyapıt niteliğinde. Oyun belki oynanış ve içerik açısından sade gibi durabilir ama ana tema bu sadeliğin veriliş şekliyle ortaya çıkıyor. Evet, gerçekten oyunda hiçbir şekilde ne altyazı var ne de bir konuşma. Oyunda yapılacakları tamamen kendi başınıza buluyorsunuz. Tabii bir açık dünya oyunu gibi bir şeyden söz etmiyoruz, oyun boyunca ilerlemeniz gerekiyor ve her ilerlemede aşılması gereken birtakım zorluklar, bulmacalar var. Oyun bu konuda size yardımcı olmuyor, siz fark edip çözmek zorundasınız.

Buna rağmen oyunun bana kalırsa en can alıcı kısımlarından birisi müzikler. Normalde 
dinlerken bile insanı bir hoş ediyorken bu oyunu oynadığınız ve bu sahneye denk geldiğiniz an tüyler diken diken vaziyette kalıyorsunuz. 

Peki oyunu diğer oyunlara göre daha çok sevilen yapan başka ne gibi bir özelliği var? Tasarım. Oyun, sistem düşmanı bir grafik kalitesine sahip değil ama karakter çizimleri, arkaplan betimlemeleri ve ara geçişlerin değişimleri o denli hoş tasarlanmış ki gözlerinizin ve zihninizin sistemini alt üst ediyor. Renklerin ve ortamın değişmesi sizin ruh hâlinizi de bir o kadar etkiliyor. Gris'in size aktardığı duygu ve anafikire vardığınızda hem oyundan daha fazla zevk alıyor hem de içinizde bir miktar burukluk oluşuyor. Burukluk oluşturmasının sebebi sadece oyunun bitmesi değil aslında hikâyenin size ne aktardığını anlamış olmanız. İçeriğini ve ana mesajı size aktarmamak, onu size betimlememek için inanın çok zor tutuyorum kendimi ama bunu yapmayacağım. Cidden oynayın ve inceleyin, seveceksiniz. 
Bonus: Her bölüm geçişinde renk tonları ve yapılar değişiyor.