post-thumb

THE SNOWPİERCER

              AYAKKABILAR BAŞA GİYİLİRSE!

    Güney Koreli yönetmen Bong Joon-ho’nun 1982 tarihli La Transperceneige adlı çizgi romanından uyarladığı Snowpierce/ Kar Küreyici, Küresel ısınmayı engellemek için uzaya fırlatılan yapay bir soğutucunun dünyayı buzul çağına ittiği, soğuk ve karanlık bir gelecekte geçiyor. Dünyanın hızlı soğuması sonucunda her şey yok olur. Geriye kalan bir avuç insan yaşamını trenlere adamış bir adamın(Wilford) yaptığı, dünyanın çevresinde hiç durmadan hareket eden bir trene biner ve bu trende yaşamaya başlarlar.

            Wilford’un treninde sınıflar ve sert bir disiplin vardır. Trenin kuyruk bölümünde köleler diyebileceğimiz alt tabakadan insanlar yaşar. Bu kısım o kadar kötüdür ki burada yaşayan insanlar hayatta kalabilmek için bebekleri, çocukları ve birbirlerinin kol ve bacaklarını yemek zorunda kalırlar.

            Uzun bir aradan sonra wilfor’un askerleri ellerinde protein çubukları denen jöle kıvamında bir şeylerle çıkagelirler. Böceklerden ve pisliklerden yapılan bu şeyler kuyruk bölümünde yaşayan insanların tek yiyecekleridir. Trenin ön bölümlerinde ise durum tamamen farklıdır. Bu bölümlerde yaşayan seçilmiş insanlar, kendilerine özel olarak hazırlanmış yemekleri yerler. Bazıları için özel olarak tasarlanmış tek kişilik yaşam alanları bile vardır.

    Trenin diğer bölümlerinde bu rahatlık devam ederken kuyruk bölümündeki yokluk ve sert disiplin içten içe huzursuzluğa yol açar. Wilford’un adamları sağlık taraması için kuyruk bölümüne gelirler. Burada bazı çocukların boy ve ağırlıklarını ölçerek ayırırlar. Çocuğunun alınmasına tepki gösteren bir baba, çocuğunu alan kadına bir ayakkabı fırlatır. Bu ayakkabı, filmin bütün mesaj yükünü sırtında taşır neredeyse. Bu küçük çaplı saldırının ardından, vagonlardan sorumlu kadın karakter, bir konuşma yapar.

    Bu konuşmada özetle, ayakkabı ayağa giyilir. Başa takılmaz. Sizler ayakkabısınız, yerinizi bilin, der. Filmin, izleyiciye göstere göstere verdiği bu mesaj basit bir sınıf eleştirisi değildir aslında. Dünyanın var olduğu ilk günden günümüze kadar sınıfsal ayrımların olduğunu, güçlü olanın hayatta kaldığını ve zayıf olanın yok olmaya mahkûm olduğunu söyler ayakkabı. Aynı zamanda trenin, evrenin bir kopyası olarak kabul edilmesi gerektiğini, yaşamın devam etmesi için disipline ihtiyaç duyulduğunu da söyler.

            Trende geçen 18. Yılın ardından kuyruk bölümünde yaşayanlar isyan ederler. Trenin ön bölümlerine doğru yürümeye başlarlar. Curtis’in liderliğinde başlayan bu isyanla birlikte trendeki sınıfsal farklılıkları da görmeye başlarız. Kuyruk bölümündekiler temizlenmek için bile su bulmazken ön bölümdekiler saunalarda, buhar odalarında keyif yapmaktadırlar.

    Curtis’in savaşı her şeye rağmen devam eder. Sonunda Wilford’un lokomotifine ulaşır. Wilford’la birlikte yemek yerler. Yemek masasında Wilford bilgece konuşmalar yaparak trenin varlığı, trenin neden hareket etmeye devam etmesi gerektiği konularında Curtis’i ikna etmeye çalışır. Wilford’un her şeyin üzerindeki kontrolcü tavrı ve gizemli yanı “tanrı” kavramına da bir göndermedir aslında.

Wilford, bu konuşmada Curtis’e doğal seleksiyonun gerekliliğinden bahseder ancak trende bunu bekleyecek kadar zamanları olmadığı için elemeyi kendilerinin yaptığını ifade eder 

    Bu arada, güçlü olanın sistemin başına geçmesi gerektiğini de söyler. Yönetmen, filmin finaline kadar seyirciyi bu düzen için hazırlamışken finalde bu sistemi kendi elleriyle ters yüz eder. İzleyicileri ters köşe yapar ve insanlığa dair varsa bir umudun henüz kirlenmemiş saf bedenler ve zihinler üzerinden inşa edilebileceğinin mesajını verir. Final sahnesindeki beyaz renklerin kullanımı, trenden geriye küçük bir çocuk ve genç bir kızın kalması ve dünya yaşamının normale dönmeye başladığının temsili olarak beyaz kutup ayısının gösterilmesi yönetmenin bu mesajını desteklemektedir.

            Özellikle distopya seven izleyiciler için, renklerin kullanımı, tek mekân kullanımı ve etkileyici kamera teknikleriyle Snowpiercer mutlaka izlenmesi gereken bir film. İyi seyirler…

Yunus Meşe

Yunus Meşe

YORUMLAR

YORUM YAP

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır. Yorumunuza yanıt verildiğinde mail ile bilgilendirileceksiniz.