post-thumb

VERONİKA ÖLMEK İSTİYOR

Kırılgan yaşamlarımızın her anında başımıza gelebilecek beklenmedik olayları düşünecek olursak, her yeni gün bir mucizedir.

    Paulo COELHO, ‘Simyacı’ ile dünya çapında üne kavuşmuş Brezilyalı yazar. Henüz 17 yaşındayken belli başlı sebepler olmaksızın anne ve babası tarafından akıl hastanesine yatırılıyor. Üç yıl akıl hastanesinde elektrokonvülsif(EKT) tedavisi görüyor. Coelho, o günlerden şöyle bahsediyor: ‘‘Deli değildim oysa, sadece gerçekten yazar olmak isteyen 17 yaşında bir çocuktum. Bunu kimse anlamadığı için aylarca kilit altında tutuldum ve gırtlağıma kadar sakinleştiriciye boğuldum. Tedavim sırf elektroşoktan ibaretti. Bir gün bu yaşadıklarımı yazacağım ve böylece genç insanların hayatlarımızın en erken aşamalarından itibaren kendi rüyalarımız uğrunda savaşmak zorunda olduğumuzu anlamalarını sağlayacağım konusunda söz vermiştim kendime.’’. İşte, Hollywood’da filme de çekilen “Veronika Ȍlmek İstiyor” adlı kitabında, kendi hastane deneyimlerinden faydalandı.

     Kitap, 24 yaşındaki Veronika’nın intihar girişimiyle başlıyor. Veronika, her istediğine sahip görünen, iyi bir işi ve ailesi olan, hayatından memnunmuş gibi yaşayan genç bir kadın. Ancak yaşamında bir şeylerin eksik olduğunu hissetmekte(bu eksikliğin ne olduğunu henüz kendisi de bilmiyor) ve bunun için de intihar etme kararı veriyor. Ancak başarısız olan bu girişimin sonucunda kendini ünlü tımarhane Villete’de buldu. Dr. İgor, intihar girişiminden dolayı Veronika’nın kalbinde kalıcı bir hasar oluştuğunu ve en fazla bir hafta ömrünün kaldığını bu bir haftayı da Villete’de geçirmek zorunda olduğunu bildirdi. Veronika büyük bir hüsrana uğradı çünkü ölmeye karar vermek ve o anda ölmek başka, öleceğini bilerek 1 hafta boyunca yaşamak çok başkaydı. Çünkü ölümü beklemek çok korkunç bir şeydir. Villete’e kabul edilmek içinse sadece deli olmak değil, bol paranın olması yeterliydi. Burası gerçek deliler, kendine deli süsü verenler ve deli olmakla suçlananların bir arada yaşadıkları bir tımarhaneydi. ‘‘İnsanların akıllarına geleni rahatça yapabilmek için deli numarasına yattıkları bir yer düşünün…’’

     Dr. İgor da deliliğin tedavisini bulmaya çalışan, hastanenin en yetkili doktoru. Ona göre deliliğin sebebi Vitriol zehri. Vitriol, kişi kendini korkutucu bir durumla karşı karşıya bulduğunda organizma tarafından salgılanıyordu, ama bu güne dek hiçbir testte görülmemişti. Tıpkı Dr. Freud’un belirlediği libido gibi. Sigmund Freud, libidoyu keşfetmiş ve yarattığı sorunların tedavisi olarak psikanalizi ortaya çıkarmıştı. Dr. İgor da Vitriol’ün varlığını keşfetmenin yanı sıra, bunun tedavisini de bulmak zorundaydı. Bunun için de Villete’de kendince deneyler yapıyordu.

      Villete’de kaldıkça Veronika’nın en korktuğu şey gerçekleşmeye başladı. Evet ölümü beklemek korkunç bir şeydi. Ama ölmek isteyerek ölümü beklemekle yaşamak isteyerek ölümü beklemek arasındaki korku çok daha fazlaydı. Veronika bu delilerin arasında yavaş yavaş aslında yaşamak istediğini fark etti. Buradaki ‘‘deliler’’ ona yaşamanın mükemmel bir şey olduğunu istemeyerek de olsa öğrettiler. İşte Veronika’nın asıl acısı bu noktada başladı. O artık yaşamak istiyordu, ölmek değil. Aslında bence Veronika hiçbir zaman ölmek istemedi ki. İntihar ettiğinde de o, içindeki hiç sevmediği bir Veronika’yı öldürmek istemişti. Bu delilerse ona içinde tanımadığı çok başka Veronika’lar olduğunu gösterdiler. Öleceğini bildiğinden olsa gerek o, da önündeki iki- üç gün boyunca bu Veronika’larla yaşamaya başladı.

     

      Kitap sadece Veronika’nın hayatını anlatmıyor: Depresyon tanısıyla hastanede yatan, Elektrokonvülsif tedavi ve insülin şoku ile ruhunu bedeninden ayırarak astral seyahat ve göksel yolculuklar yapan Zedka; 65 yaşında olan ve panikatakları ile baş etmeye çalışırken sorununun çok başka bir şey ve çözümünün de Villete’in dışında olduğunu bilerek buradan ayrılan Mari; şizofreni tanısı konan, gençliğinden beri Aziz olma hevesiyle Cennet Görüntüleri’ni arayan ve bu görüntüyü Veronika’da bulan 28 yaşındaki Eduard ve diğer deliler…Veronika gördü ki buradaki deliler fazla akıllıydı. İşte bu kişiler Veronika’ya, aslında şimdiye kadar hiç yaşamadığını öğrettiler. Veronika ise bu kişilere nasıl yaşanılacağını öğretti.

Dr. İgor yaptığı deneyler sonucunda deliliğin yani Vitriol’ün tedavisini buldu: Yaşama Bilinci. İlacını da buldu: Ölüm Bilinci.

    Aslında bu tedavi ve ilaç çoğumuzda mevcut, biz farkında olmasak da mevcut. Örneğin haftalardır hatta aylardır kendimizi pandemi nedeniyle karantinaya aldık ve yapmaktan zevk aldığımız o kadar şeyden mahrum kaldık. Bu gibi salgın, deprem vb. dönemlerde okuyunca kitap daha bir anlamlı geliyor. Çünkü ölmek istemiyoruz. Peki ya yaşamak, onu istiyor muyuz? Gülmeyin bana! İkisinin çok farklı şeyler olduğunu göreceksiniz…  

    Yaşamlarınızın anlamını görmek için birilerinin ölmesini, felaketlerin olmasını ya da ölümün size gelmesini beklemeyin. O zaman yaşamak için çok geç olabilir. Tam da şu anda yaşama fırsatın var, bunu değerlendirebiliyor musun?

Ben gördüm ki Villete’de ki ‘deliler’ sadece toplumun ‘deli’ dediği kişilerdi. Ne yazık ki deliliğin belirleyicisi toplumdur. Bu sebeple de ‘deli’ olmak da elimizde olmamak da… Hangisi daha iyi bir çözüm yolu, onu size bırakıyorum…

Ya Veronika? O delicesine yaşamak isteyen kız öldü mü? Ben kitabın yarısına geldiğimde Veronika’yı artık ölü biri gibi okumaya başlamıştım zaten. Ölüp ölmediğini de siz okuyarak öğrenin isterseniz…

‘‘Buraya gediğimde depresyondaydım. Şimdi gururla açıklıyorum ki deliyim.’’

‘‘Delilerin dünyasında neler olup bittiğini hala pek bilmiyoruz.’’


Okunma Sayısı:

Sizden Gelenler

Sizden Gelenler

Sizden gelen yazıları yayınlıyoruz

YORUMLAR

YORUM YAP

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır. Yorumunuza yanıt verildiğinde mail ile bilgilendirileceksiniz.