post-thumb

DÜŞÜNCENİN YÜKÜ

          Profesör derse elinde içi su dolu bir bardak tutarak derse girdi. Öğrenciler meraklanmıştı. Profesör bardağı herkesin görebileceği bir şekilde tutuyordu. Ardından sordu :

“Sizce bu bardağın ağırlığı ne kadardır?”

"50  " , "100 " , "120  " diye değişik cevaplar geldi sınıftan.

“Bardağı tartmadan nasıl bilebiliriz ki?” dedi profesör. Sonra sınıfta bir tur attı.Tekrar bir soru sordu.:

“Bu bardağı birkaç dakikalığına tutsaydım ne olurdu?” Öğrenciler bardağa bakıp bir süre düşündüler.

Ardından bir öğrenci “Hiçbir şey” diye yanıtladı. Profesör yeniden sınıfa baktı.Ve tekrar bir soru sordu:

“Tamam peki 1 saat boyunca tutsaydım ne olurdu?”

“Bir süre sonra kolunuz ağrıyabilir.” diye öğrencilerden biri yanıtladı. Profesör aldığı cevaptan memnun kalmıştı. Tekrar sınıfa döndü ve son bir soru sordu.



“Çok doğru söylüyorsun. Peki ben bu bardağı  1 gün boyunca tutsam neler olur?”

“Kolunuz ağrır, uyuşmaya başlar hatta hastaneye gitmek zorunda kalırsınız !”

Profesör  kafasını salladı.

“Çok iyi, peki tüm bunlar olurken bardağın ağırlığında bir azalma ya da artma olur mu?” diye sordu.

Sınıfın birçoğu “hayır” diye yanıt verdi.

“En başta bardak bana rahatsızlık vermiyordu. Zaman uzadıkça verdiği acı arttı. Fakat ağırlığında bir değişme olmadı. Bunu nasıl açıklarsınız?”

Öğrenciler şaşkınlıkla profesöre baktılar. Bir süre sessizce düşündüler.

“Acıdan nasıl kurtulabilirim ?”diye tekrar sordu.

 Bir süre sonra öğrencilerden biri yanıt vermek istedi.

“Bardağı bırakırsanız acıdan kurtulursunuz”  dedi.

“Kesinlikle!” dedi profesör gözleri ışıldayarak. İşte aradığı cevabı bulmuştu.

“Bırakın bardak düşsün!”



      Hayat sürekli farklı problemlerle karşımıza gelir. Aşabildiğimiz problemler olduğu gibi aşamadığımız problemler de olabilir. Fakat bu problemlere bakış açımız problemlerin bizi etkileme derecesini değiştirir. Problemleri kafanızda birkaç dakika tutarsanız sizin için çok büyük görünmezler. Bu rahatsız edici değildir. Birkaç saat boyunca aynı problemi düşünüp kafa yorarsanız bir süre sonra başınız ağrımaya başlar. Ayrıca problemi gözünüzde büyütmeye başlarsınız. Hayattaki problemleri düşünmek çözüm için oldukça önemlidir. Ama sadece düşünmek hiçbir zaman çözüm olmaz. Genelde bir sorunumuzu düşünürken çözümden çok onun büyüklüğüne,aşılamayacak yanlarına odaklanma eğilimindeyizdir.


     Profesörün son aşamada söylediğine odaklanalım şimdi. Peki problemleri,geçmişi,hayatınızı günler haftalar boyunca düşünürseniz ne olur? İşte bu aşamada artık problemleriniz, geçmişiniz, pişmanlıklarınız, kırgınlıklarınız hayatınızın koltuğuna geçer ve sizi yönetmeye başlar. Çözümü düşünemediğiniz gibi düşüncelerinizin altında ezilmeye başlarsınız. Yoğun stres problem çözme kabiliyetinizi azaltır. Peki ne yapacağız problemleri bir kenara bırakıp hayatımıza devam mı edeceğiz dediğinizi duyar gibiyim. Problemleri yok saymak da onlardan kaçmak olur.


    İlk başta dediğim gibi bu da çözüm için katkıda bulunmaz. Bardağı elimizde işimize yarayacağı kadar tutmak en doğrusudur. En önemlisi ise her günün sonunda uyumadan önce o bardağı yere bırakabilmektir. Şimdi günlerdir , aylardır hatta yıllardır kafanızda taşıdığınız bardakları bir düşünün. Ağırlığını hissetmeye başladınız değil mi?Şimdi bir süreliğine de olsa o bardağı yere bırakın! Yaşadığınız stres de o bardakla birlikte parçalansın. Stresin azalmasıyla problem çözme becerinizi de yeniden kazandığınızı göreceksiniz.

 


Okunma Sayısı:

Merve Aktaş

Merve Aktaş

YORUMLAR

  1. Murat Bozdağ
    2.12.2020 09:25:42

    Çok güzel bir yazı ama o bardağı bırakabilmek kişiden kişiye değişiyor.

YORUM YAP

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır. Yorumunuza yanıt verildiğinde mail ile bilgilendirileceksiniz.