post-thumb

BÜYÜMENİN BÜYÜSÜ

    Hepimizin özlem duyduğu o muhteşem çocukluk günlerimiz... Çocukken büyümek ister, büyüyünce de çocukluğuna dönmek istermiş insan. Elbette güzeldir çocuk olmak, masum olmak, dünyadan bihaber yaşamak. Ancak büyümek diye bir mucize var ki şu hayatta, üzgünüm çocukluğum, sen o kadar da mükemmel değildin. İnsanın başladığı her günde geçirdiği tüm yaşantılar, her yılda kazandığı deneyimler onu daha da olgunlaştırıyor. Bu da bana göre büyümenin verdiği hazzı artırıyor.

    Çocukken nasıldık? Sevindiğimiz anlar sadece somut durumlardan oluşuyordu, daha azdı ve daha ulaşılmazdı. Sevdiğimiz, tanıdığımız insan sayısı daha azdı, çevremiz sadece yaşadığımız mahalleden oluşuyordu belki. Dünyayı o mahalleden ve o insanlardan ibaret sanıyorduk. Büyüyünce çoğaldı her şey, hüzünlerimizle birlikte sevinçlerimiz de artmaya başladı. Daha çok şeye sevinir, daha çok şeye üzülür olduk.

döngü dergi

    Çikolata yemeyi çok severdik mesela çocukken. Şimdi sadece çikolatayı yemeyi değil, onu yapmayı ve üretmeyi de seviyoruz. Kendi elimizle emeğimizle, damak tadımıza göre yeni lezzetler üretiyoruz. Kimsenin önümüze koyup zorla yedirmeye çalıştığı kötü yemekler de yok artık. "Bunu yemek istemiyorum." deyip sıyrılabiliyoruz işin içinden.

    Mesela çocukken kimliksizdik. Hepimiz birbirimize benzerdik. Tüm kız çocuklarının sevindiği anlar, giydiği kıyafetler, oynadığı oyuncaklar aşağı yukarı aynıydı. Erkek çocuklarının da öyle. Büyüyünce bir kimlik oluşturduk. Eşsiz bir yaşam tarzımız, kendimize has zevklerimiz, hobilerimiz, ilgi alanlarımız oluştu. Çocukken kendimize ait düşüncelerimiz de yoktu. Yalnızca bize öğretilenler doğrultusunda hareket edebiliyorduk. Yeni bir şey öğrenmek istediğimizde ise "Sen sus, çocuklar çok konuşmaz!" diye azarlanıyorduk. Neyseki büyüyünce sorgulama hakkımız verildi de yeni fikirler oluşturmayı, keşfetmeyi öğrendik.

    Kimseye yük olmadan kendi başımıza yaşamayı, hayatta kalmayı öğrendik. Birey olduk. Mesela çocukken evde bir bardak kırdığınız zaman herkes size kızar, ne kadar beceriksiz olduğunuzdan bahseder, sizi küçük düşürürdü. Büyüdüğünüzde ise komple yemek takımını da kırsanız büyükler artık "Aman, sana bir şey olmasın." deyip geçiştiriyor. Küçükken bu kadar değerli olan bardağın yerine değerli olan 'çocuk' olsaydı, şu an yaşadığımız bazı sorunlar bu kadar çok olmazdı belki.

 

    Biz çocukken büyükler komut veren bilgisayar sesleri gibiydi: "sus, otur, konuşma, yeme, ağlama,..." der dururlardı. Israrla bir şeyleri yapmamamız gerektiğini söylerlerdi. Dinlemeye ve anlamaya çalışan olmadı hiç. Büyüdüğünde en azından dinliyormuş gibi yapıyor insanlar. Olsun, bu da bir gelişme. Okuduğumuz, izlediğimiz şeyleri pek anlamazdık, tek bir açıdan bakardık çocukken. Şimdi her şeye daha farklı yönlerden bakabiliyor, verim alma çabasıyla okuyor ve izliyoruz çoğunlukla.

    Her şey zamanında ve yerinde güzel. Çocukluk günleriniz harikaydı belki ama büyümek, gelişmek, kendini ve insanları tanımak, hayatı farkında olarak yaşamak paha biçilemez...


Esra ER

Sizden Gelenler

Sizden Gelenler

Sizden gelen yazıları yayınlıyoruz

YORUMLAR

YORUM YAP

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır. Yorumunuza yanıt verildiğinde mail ile bilgilendirileceksiniz.