post-thumb

TRAVMAYI YAŞAMAK

Hepimiz hayatın olağan akışına kapılır her şey aynı kalacakmış güdüsüyle hareket ederiz. Oysa ki hayat sürprizlerle doludur. Bir anda ufak bir olayla bile tüm düzenimiz değişir. Klişe bir söz vardır ‘Asla yapmam deme’ Bunu travma için düşünün  ‘Asla benim başıma gelmez deme’ bir bakmışsın tahmin edemeyeceğin olaylar silsilesi içinde, tahmin edemeyeceğin şeyler yaşayıp, asla yapmam dediğin davranışlar sergilemek zorunda kalmışsın. İşte, travmayı yaşamak ama nasıl yaşamak?

Travma başlı başına bir şok anıdır. Beynin o anı algılayışı ve verdiğimiz tepkilerin çeşitliliği travmayı yaşayışımızı etkiler. Travmayı yaşayışımızı etkilediği gibi travma sonrası yaşantımızı, iyileşme sürecini ve benliğimizdeki değişime kadar çoğu şeyi etkiler. Ama travma anında verilen büyük etkilerin travma sonrası çevresel etkenler ve alınan desteklerle daha kolay bir şekilde de iyileşmeyeceğini söylemek de yanlış olur. Travmayı yaşamak ne kadar önemliyse, travmayı yaşayamamak da oldukça önemlidir. Bazı insanlar savunma mekanizmalarını kullanarak sanki o an hiç yaşanmamış gibi davranabilir. Ama o durumun bilinçdışımızda bir yerlerde hep var olduğunu unutulur ve ileri de daha büyük sonuçlara neden olabilir.

Travma ya da travmatik olay hayatın normal düzeninde gelişen olumsuz olaylardan biraz farklıdır. Yaşama ve fiziksel bütünlüğe karşı bir tehdit olarak algılanır ve dünyadaki konumumuzu, değerlerimizi, kendimizi sorgulamaya dair yaşamsal farklılıklar fark etmeye yol açar. Anlamlandırması güç bir durum olan travmatik olayın yol açtığı bedensel tepkileri de düşünürsek bilişsel, fiziksel, sosyal vs. tüm yaşantımızı etkilediğini söyleyebilmekteyiz.