post-thumb

WE NEED TO TALK ABOUT KEVIN

kevin

Amerikalı yazar Lionel Shriver’ın kitabından uyarlanan film, Lynne Ramsay tarafından yönetilmiştir. Ramsay’in 9 yıl aradan sonra yönetmenliğini üstlendiği üçüncü uzun metrajlı filmidir. Kadın yönetmenler arasında sesini duyuran Ramsay filminde konu aldığı mesajı izleyiciye gerilim ve yeri geldiği zaman rahatsız edici sahneler ile yansıtmayı başarmıştır. Tilda Swinton ile başrolü paylaşan Ezra Miller takdir edilesi bir oyunculuk sergilemiştir. Tilda Swinton’un (Eva) yaşadığı hayattaki sıkışmışlığı ve çabalamalarını aynı zamanda Ezra Miller’ın (Kevin) rahatsız edici bakışları ve davranışları izleyiciye tam anlamıyla geçiyor.

Film iki zaman geçişlerinden oluşuyor. Günümüz ve geçmiş zaman arasında gelgitlerin gösterildiği filmde renk paletleri sıkça kullanılıyor. Özellikle kırmızı rengin yoğun olarak kullanılması gerilim filmi olmasının hakkını veriyor. Günümüzde Eva’nın yalnız ve dışlanmış bir hayat sürdüğünü geçmiş yaşamda ise Kevin ile birlikte geçen hayatını görüyoruz. Eva’nın hikayesini Kevın’dan önce ve Kevin’dan sonra izlememiz izleyicide yanlış giden bir şeylerin olduğu izlenimini uyandırıyor.

kevin

Kevin Hakkında Konuşmalıyız filmi aynı zamanda Eva hakkında da konuşulmalıdır. Eva evlenmeden önce seyahat yazarlığı yapıyordu. Franklin’e aşık bir kadınken Kevin’a hamile kalması tüm hayatı sarsılıyor. Hayallerinden vazgeçen Eva hamileliği sırasında vücudunda oluşan değişimlerden memnun değildi ve özgürlüğünü bırakmış olması onu daha fazla depresif bir duruma sürüklüyordu. Bebeğin dünyayı yaşanabilir, güvenli bir yer olarak görebilmesi ve sağlıklı gelişebilmesi için bakım veren kişinin bebekle ilgilenmesi aynı zamanda sevgi ihtiyacını karşılaması gerekmektedir. Fakat Eva, Kevin doğduğu zaman ağladığında ona sarılmıyor kendinden uzakta tutuyor hatta artık ağlamalarından o kadar bunalıyor ki inşaatın gürültüsünde Kevin’ın sesini duyamamak onu rahatlatıyor. Anne ve çocuk arasında oluşması gereken bağa izin vermeyen Eva hiçbir zaman Kevin’ın sevgi nesnesi olamıyor. Bir çocuğun gelişimi için anne ile arasında kurulacak bağa ve annenin sevgisine ihtiyacı vardır ama Eva’nın sevgi dolu bakışları hiçbir zaman Kevin’ı bulmuyor. Toplumun dayattığı kalıplaşmış annelik olgusuna eleştirel yaklaşan film anne-çocuk arasındaki ilişkiye dikkat çekiyor.

kevin

Kevin zor bir çocukluk geçiriyor. Annesine her fırsatta sıkıntı çıkarması, annesinin verdiği komutlara uymaması ve dışkısını tutmayı öğrenmek istememesi Eva’yı daha çok zorluyor. Kardeşi doğduktan sonra her şey daha da zorlaşıyor çünkü annesi kız kardeşini seviyor. Annesinin Kevin haricinde sevebileceği başka bir insanın olması onu daha fazla sinirlendiriyor. Annesinin kendisinden başka sevgi gösterdiği her şeye öfkesini yöneltiyor. Annesinin hayranlıkla baktığı haritaları boyaması, kardeşinin ‘yanlışlıkla’ gözünü çıkarması ve annesini tamamen yalnız bırakan cinayetler işlemesi annesine verdiği bir ceza olarak düşünebiliriz. Oğlunun eylemleri Eva’nın üzerindeki etkisi çok daha fazla oluyor. Toplumdan dışlanıyor ve nefret edilen bir insan konumuna geliyor böylelikle etrafında sadece Kevin kalıyor.

kevin

Kevin’ın ergenlik yıllarında giydiği çocuk tişörtleri onun hala geçmişe sıkışmış bir halde olduğunu görüyoruz. Kevin kendini korumak için savunma mekanizması olarak regresyonu kullanıyor. Sadece son sahnelerde cinayetleri işlediği gün kendi yaşına uygun bir gömlek giydiği dikkatlerden kaçmıyor. Ramsay verdiği bir röportajda filminde ortaya çıkan sorunun nedeni annemi yoksa çocuk mu olduğunun şu sözleri ile anlattı. “Oğluna bakarsan ona benziyor. Benim için görünüm önemliydi; birbirine benzemek zorundaydılar. Birbirlerini yansıtmaları gerekiyordu. Vekaleten bütün bu insanları öldürdü. Bu büyük bir suçluluk duygusu olan bir kadının ruhunu gerçekten yansıtıyor.”

Filmi izledikten sonra Kevin’ın doğuştan mı yoksa yetiştirilmeden mi böyle olduğunu düşünüyorsunuz. Aynı zamanda Kevin kötü müydü yoksa kötü mü yetiştirildi soruları oluşmaya başlıyor. İzleyici en çok etkileyen ise annelik olgusu oluyor. Çocuk yetiştirmek ve onun ihtiyaçlarını karşılamak sadece fizyolojik ihtiyaçlarını karşılamak olmadığını bu filmde çok net bir şekilde görüyoruz. Aklınızda oluşacak tüm soru işaretleri ile izleyicilere iyi seyirler dileriz. 

Büşra Erbaş

Büşra Erbaş

İnönü Üniveristesi Psikolojik Danışma ve Rehberlik bölümü öğrencisiyim. Mesleki anlamda kendimi geliştirebilmek adına çeşitli kurumlarda staj yaptım. Aynı zamanda bir dönem Pdr Topluluğunun yönetim ekibinde yer aldım. Resim çizmek benim için bir tutku haline geldi ve bu tutkumu devam ettirebilmek için resim eğitimi almaktayım. Yapmayı en çok sevdiğin diğer şey ise beni kendine özgü dünyasına çeken filmler izlemek ve bu filmleri yorumlamak.

YORUMLAR

YORUM YAP

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır. Yorumunuza yanıt verildiğinde mail ile bilgilendirileceksiniz.