post-thumb

ÖDÜL VE CEZANIN EĞİTİMDEKİ YERİ

      Ödül nedir? Ödül istendik davranışları elde edebilmek için uygun bir yöntem midir?Ödülün faydalı ve zararlı olduğu durumlar nelerdir? Davranışçı ekole göre ödül ve ceza kavramları çok önemli kavramlardır.

     Davranışçı ekolün en güçlü olduğu yıllarda Pavlov ve Thorndike’nin izinden giden Skinner ödül aracılığıyla farelere ve güvercinlere birçok davranışı öğretmeyi başarmıştır. Peki hayvanlarda işe yarayan ödül kavramı insanlarda da istendik davranış elde etme konusunda başarılı olabilir mi? Eğer hayvanlarda işe yarayan bu yöntem insanlarda da işe yarasaydı eğitim alanında çok önemli gelişmeler olabilirdi. Bu şekilde ödül ve ceza kavramları eğitim sistemine dahil olmaya başlamıştı. Bu değişikliği destekleyenler olduğu gibi karşı çıkanlar da vardı. Edward Deci ve Mark Lepper ödülün eğitim sisteminde yer almasının çocuklara zarar verdiği görüşünü öne sürdü. Daha sonrasında yapılan birçok araştırma Mark Lepper ve Edward Deci’nin görüşünü destekler nitelikteydi. Ödül çocuklara yarardan çok zarar vermekteydi. Yapılan araştırmaların sonucu ödülün aslında kısa vadede işe yarar gibi görünse de uzun vadede zararlı olduğu yönündeydi.

    Peki ödül ne demektir? Ödülü bu kadar zararlı yapan nedir? Kısaca göz atalım. Ödül herhangi bir koşula bağlı olarak verilen ,  kişi için cazip olan obje ya da etkinliklere verilen isimdir. En önemli özelliği ise verilmesi için bir koşul öne sürülmesidir. Zaten ödülle zararlı olan kısım koşuldur.Ödül farklı ölçütlere göre koşul koyar, koşul ise zararlıdır.

   Edward Deci ve Mark Lepper ödülün zararlı olduğunu ispatlamak için çeşitli çalışmalara başlamıştı. İki grup üniversite öğrencisiyle küçük bir deney yaptılar. İki gruba da ayrı ayrı legolar verildi. Birinci gruba legolarla oluşturdukları her anlamlı şekil için para verilecek ikinci grupta ise herhangi bir şey verilmeyecekti. Şaşırtıcı olmasa gerek ödül alan grubun legolarla daha fazla uğraştığı gözlemlendi. Ama deney henüz bitmemişti. Deneyin bir de ikinci  aşaması vardı.Asıl deney burada başlıyordu. Öğrenciler başka bir odaya alındı. Burada onlara serbest zaman dilimi verildi. Sonuç bu sefer beklenenden farklı çıkmıştı. Serbest zaman diliminde deneyin ilk kısmında ödül almayan grup legolarla daha çok ilgilenmişti. Bu da ödülün uzun vadede ne kadar zararlı olduğunu açıkça göstermeye yetmişti. Ödül bir işi başlatmak için yeterli olsa da sürdürmek için yeterli motivasyonu sağlamamıştı. Aynı doğrultuda çocuklarla da birtakım deneyler yapıldı. Benzer sonuçlar bu deneylerde de gözlemlendi.

    Bu iki deney davranışçı ekolün söylediklerine tamamen ters düşmüştü.Bu da davranışçıların tepkisini çekmişti.O dönemin en popüler kuramlarından olan davranışçı kuramın otoritesi sarsılmıştı.


    Davranışçı ekol ödülün faydalarından söz ederken bilişselciler tam tersi sonuçlar ortaya koymaya başlamıştı. Ödülün davranışı başlatma konusunda oldukça etkili olduğu konusunda hemfikiriz. İnsanlar bir işi ödül olduğu zaman daha heyecanla yapmaktadır. Fakat ödül ortadan kalktıktan o davranışın devam etme olasılığı ne kadardır? İşte davranışçı yöntem burada çuvallamıştır. Bu noktada aklımıza şöyle bir  ihtimal gelebilir. Ödül ortadan kalkınca davranış da ortadan kalkıyorsa biz sürekli ödül vererek davranışı sürekli hale getirebiliriz. Gerçekten böyle bir şey mümkün müdür? Burada devreye hedonistik adaptasyon kavramı devreye girmektedir. İnsanların sahip oldukları şeye alışıp o şeylerden daha az keyif almalarına “hedonistik adaptasyon”  adı verilmektedir. Hedonistik adaptasyon kavramından dolayı bir ödül her zaman insanlar üzerinde aynı etkiye sahip olmaz. Ödülün miktarı ya da niteliği sürekli artmalıdır. Ödülün niteliğini sürekli arttırmak da bir süre sonra imkansız hale gelecektir.

   Ödülün iç motivasyona olan etkisi de olumsuzdur. İç motivasyon istendik davranışın devamı için çok önemlidir. Sonuçlar göstermektedir ki ödül iç motivasyonu öldürmektedir. Bir çocuğun bir aktiviteye ilgisi varsa , bu ilgiye ek olarak aktiviteye bir dış motivasyon kaynağı yani ödül eklenirse ödül ortadan kalktıktan sonra iç motivasyon yok olur. Yani çocuklara verilen ödüller onların o aktiviteyi severek yapmasını engellemektedir. Aynı şey yetişkinler için de geçerli olmaktadır. Yapılan bir araştırmada işlerini tutkuyla yapan iç motivasyonları yüksek bilim insanlarının bile Nobel ödülü aldıktan sonra daha az araştırma yaptıklarını göstermiştir. Bu araştırmanın sonucu da ödülün iç motivasyona ne kadar zararlı olduğunu açıkça gözler önüne sermektedir.


  Ödülün severek yapılan işlerde bile iç motivasyonu azalttığından bahsetmiştik. Peki bir çocuk bir işe her hangi bir şekilde ilgi göstermiyorsa ,o çocuğa o işi nasıl yaptırabiliriz? Elbette ödül kullanarak o işi kısa vadede yaptırabilirsiniz. Ama asıl önemli olan o işe karşı bir iç motivasyon oluşturmaktır. Ödülle iç motivasyon oluşturamazsınız.

  Ödülün iç motivasyona olan etkisinin olumsuz olduğunu birtakım deneylerle gözlemledik.  Peki beyin iç motivasyon ve ödül arasındaki ilişki hakkında ne diyor şimdi buna bakalım. Mürih Üniversitesi’nde bir deney yapılıyor. Bu deneyde 28 tane denek iki gruba ayrılıyor. Hepsine birer tane kronometre veriliyor. Deneklere kronometreyi tam olarak 4,95 ve 5,05 arasında durdurmaları söyleniyor. Bunu gerçekleştirdikleri takdirde bir gruba iki dolar verileceği söyleniyor. Diğer gruba sadece eğlenmek için oynamaları söyleniyor. Deneyin asıl önemli noktası deney sırasında deneklerin beyin hareketlerinin izleniyor olmasıdır. Deneyin ilk kısmında izlenen beyin hareketlerine göre en çok eğlenen grup ödül alan grup oluyor. Ama sadece eğlenmek için etkinlik yapan grubun beyin hareketlerinde de eğlendikleri gözleniyor.Yani ödül olmadan da bir etkinlikten zevk alınabiliyor. Deneyin ikinci kısmına geliniyor.Asıl bulgular deneyin ikinci kısmında elde ediliyor. Bu kısımda iki gruba da ödül verilmiyor.Sonuçlar bir hayli şaşırtıcı oluyor. İlk kısımda ödül alan grubun eğlenme oranları inanılmaz derecede düşüyor. İlk kısımda ödül almayan grubun ise eğlenme oranları giderek yükseliyor.

     Bu deneyin sonucunu şu şekilde açıklayabiliriz. Deneyin ilk kısmında ödül sayesinde eğlenen birinci grup etkinliğe karşı bir iç motivasyon oluşturmadığı için ikinci kısımda keyif alamamışlardır. İlk kısımda ödül almayan grup ise iç motivasyon sayesinde keyif aldıkları için ikinci kısımda da keyif almışlardır. Buradan çıkaracağımız sonuçta da ödülün iç motivasyon üzerindeki olumsuz etkisini açıkça görmüş oluyoruz.

   Peki bir çocuk ödevlerini yapmıyorsa , sorumluluk almayı bilmiyorsa ona sorumluluk duygusunu ödülle kazandırabilir miyiz? Bir annenin yaptığı bir uygulamadan kısaca söz edelim. Bir anne çocuğu ödev yapsın diye onunla bir anlaşma yapıyor. Çocuğun ödev yapma süresi hergün not ediliyor. Not edilen süreler toplanıp haftasonu bilgisayarla oynama süresi olarak geri dönüyor. Bir süre sonra anne çocuğun ödevi sadece ödül için yaptığının farkına varıyor. Hatta çocuk ödül için ödev süresini gereksiz yere uzatmaya başlıyor. Anne bunun farkına vardıktan sonra bu uygulamayı kaldırıyor. Aslında çocuğun yapması gereken bir etkinlik ödül verilerek sanki sorumluluğu olmayan bir şeymiş mesajı veriliyor. Ödüle ulaşmak isteyen çocuk hem  kestirme yollar kullanarak ödevin verimliliğini düşürüyor  hem de ödül ortadan kalktığında sorumluluğu olan bir şeyi yapmayı  reddediyor. Yani ödül sorumluluk bilinci vermek yerine sorumluluk bilincini yok ediyor. Ödül bir kontrol mekanizmasıdır,sorumluluk bilincini öldürür.Ayrıca muhakeme becerisini de köreltir.Bu durumda çocuk eğitiminde ödül kullanmak pek faydalı değildir.

 

 


Okunma Sayısı:

Merve Aktaş

Merve Aktaş

YORUMLAR

YORUM YAP

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır. Yorumunuza yanıt verildiğinde mail ile bilgilendirileceksiniz.