post-thumb

Tormented Fathers'ın Öncesi: Broken Porcelain

 Bu ayki oyun döngümüzün konusu Remothered: Tormented Fathers'ın devam oyunu olan Broken Porcelain. Öncelikle oyun hakkında genel bilgileri verelim. Oyunumuz 13 Ekim 2020 tarihinde çıkmış aşırı gerçekçi bir oynanış sunan hayatta kalma ve gerilim oyunudur. Peki, nedir bu aşırı gerçekçi muhabbeti? Oyundaki neredeyse her nesne ile etkileşime geçilebilmesidir. Normalde bu tarz oyunların asla başvurmadıkları bir yöntemdir ve bu oyunlar sadece gerekli birkaç nesne (notlar, fener varsa pilleri, ara sahne tetikleyicileri vb.) ile sınırlandırılırken Broken Porcelain'da dolaplar, yatakların altı, korkuluklar, dolaplar vb. birçok nesne ile etkileşime geçiliyor. Tormented Fathers'ın devamı niteliğinde olan Broken Porcelain'da geçmiş ile günümüz arasında bir seyehat yapıyoruz.
Phenoxyl adlı ilacın bütün bu olaylarla ilgisini çözmeye çalışırken bir yandan da  Ashman'ın malikesinde yaşanılanlara ışık tutuyor ve böylece geçmişteki karanlık noktaları bir bir aydınlatıyoruz. Parlayan her ışık, günümüzü daha da anlaşılır kılıyor. Bu aydınlanan karanlık noktaların en başında malikanedeki insanların neden ve hangi sebeple delirdiği gelirken bunca şeyin kendimizle olan bağlantılarını da inceden anlamaya başlıyoruz. Oyunun konusu hakkında daha fazla detay verip merakınızı azaltmak yerine şimdi oyundaki farklılıklardan bahsedelim. Öncelikle oyuna daha fazla mekanik eklenmiş ve gerçekçilik unsuru ilk oyuna nazaran arttırılmış.
Daha fazla eşya ile etkileşime girmenin yanı sıra oyuna bazı yerlerden atlamak gibi çok işlevsel bir özellik de eklenmiş.





Bütün bunlara ek olarak peşinizdekilerin çoğunu öldürebiliyor bazen de onların uzun süre sersemlemelerini sağlayabiliyorsunuz. Yani saldırılarınız, pasif savunma özellikleri taşımaktan ziyade aktif zarar vermeye odaklı oluyor. İlk oyun gizlilik, saklanma ve kaçma mekanikleri üzerine yoğunlaşmışken Broken Porcelain bu yeni özelliklerle oyuna farklı bir açı kazandırıyor.
Oyunun yapay zekası da türünün diğer oyunlarına göre oldukça iyi durumda. Bunu da sizi kovalayanlar kişilerin ufak bir seste ya da görüntüde teyakkuza geçmelerinden anlıyoruz. Diğer oyunlarda olduğu gibi yanlarında eğildiğiniz zaman sizi yok saymıyorlar, gerçekten onlarla aranıza mesafe koymazsanız sizi kovalamaya devam ediyorlar. 

Oyunda hoşuma giden bir diğer özellik de kapı açma mekanikleri. Uzun zamandır korku oyunları oynayanlar ya da izleyenler bilirler ki birileri tarafından kovalansanız dahi kapılar ya yavaş bir şekilde açılır ya da çevrenizdekilerin sizi duyabileceği şiddetle bir anda açılır. İşte Broken Porcelain'da kapılar sizi bu konuda rahatlatıyor. Biri sizi kovalarken kapılara koşup omuz atabiliyorsunuz ve gerçekçi bir kaçış hissiyatı veriyor bu durum. Aksi durumda eğer hiç kimse yoksa ağır adımlarla gidip kapıyı sessizce açabiliyorsunuz.

Oyundaki karakterlerin ve diyalogların adeta bir insana aitmiş gibi olması da oyunun artı yanlarından. Karakterler sanki birer robot gibi hareket edip konuşmuyorlar, gerçekten birisi kovalıyormuş gibi hissediyorsunuz. Tabii seslendirme ekibinin de hakkını yememek lazım, duyguyu o kadar net yansıtıyorlar ki bir süre sonra ana karakterle özdeşim kurup onun kadar korkmaya başlıyorsunuz.
Oyunun bir başka güzel yanı da köşeye sıkıştırma taktiğini kullanmaması. Dövüş oyunlarıyla haşır neşirseniz genelde arkadaşlarınızı sinir etmenin en kolay yolu onu köşeye sıkıştırıp dövmek ve o sayede oyunu kazanmaktır. Ne yazık ki bazı korku oyunları da bu yönteme başvurduğundan peşinizdeki kişi sizi köşeye sıkıştırınca orada kalıyorsunuz ve malesef ölmeyi bekliyorsunuz. Ancak Broken Porcelain'da bu durum yok, peşinizdeki kişi sizi köşeye sıkıştırınca kolunuzdan tutup yere atıyor.


BONUS! Tabi sadece o sizi ittirmiyor, aynı zamanda siz de onu ittirebiliyorsunuz. 



Önceki yazımda serinin ilk oyunundaki eşyalar ve bu eşyaların işlevlerinden bahsetmiştim. Bu oyunda ise bütün bunlara ek olarak aldığınız bazı eşyaları birleştirebilmenizi sağlayan bir mekanizma bulunmakta. Birleştirdiğiniz eşyaları kullanıp kendinizi daha iyi bir şekilde savunabiliyorsunuz.
Oyuna eklenen bir diğer yenilik ise yetenek ağacı. Evet, serinin ikinci oyununda yeteneklerimiz var. Bulduğumuz "güve anahtarları" sayesinde karşımıza çıkan yetenek kutusundan yeteneklerimizi geliştirebiliyoruz. Uçmak, ışınlanmak ya da görünmez olmak gibi özel yetenekler aklınıza gelmesin. Genellikle can barının arttırılması, hızın artışı gibi ufak ama hayat kurtaran yetenekler var.
Ayrıca bahsettiğim diğer ütopik yetenekler gibi olmasa da bizim de bir tane "süper gücümüz" mevcut. Belli bir süreliğine güveyi kontrol ediyoruz. Bu güve ile ulaşılması zor yerlere ulaşıyor, mekanizmaları yönlendiriyor ve aynı zamanda kaçtığımız kişilerin de bir süreliğine dikkatini dağıtabiliyoruz.
Oyunda her ne kadar güzellikler olsa da oyunun zamanla gerek diyaloglar gerek karakterlerin davranış ve hareket biçimleri açısından monotonlaştığını itiraf etmeliyim. Mesela bir yerde çok sık takılıyorsanız yönettiğiniz karakter sürekli olarak aynı şeyleri söylemeye başlıyor. Açıkçası böyle yapmak yerine o kısımda sadece müzik olsaydı ve karakterimiz çok sık konuşmasaydı daha iyi olabilirdi. Bazen bazı bölümlerin gereğinden fazla uzadığı hissine de kapılabiliyorsunuz ayrıca. Bu uzayan bölümler genelde bulmaca ögelerinden ziyade düşmanla savaşılan bölümler olabiliyor. Bu da can sıkıcı bir hal almaya başlıyor tabi. Bütün bunlara rağmen bana kalırsa oyun oynanabilirlik açısından türündeki çoğu oyuna kıyasla iyi düzeyde. Hikayesi de klişe değil ve sizi içerisine alıveriyor. 

Furkan Sadık Öz

Furkan Sadık Öz

YORUMLAR

YORUM YAP

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır. Yorumunuza yanıt verildiğinde mail ile bilgilendirileceksiniz.